Sektör Tanıtımı

SEKTÖR TANITIMI

Ülkemizin sağlık sisteminde 2003-2013 Sağlıkta Dönüşüm Programı’na bağlı olarak büyük bir değişim yaşanmaktadır. Programın amacı bir dizi reform aracılığıyla sağlık sisteminin kalitesini ve verimliliğini artırmak ve sağlık kuruluşlarına erişimi kolaylaştırmaktır.

2003 yılında hayata geçen "Sağlıkta Dönüşüm Programı" ise Türkiye'deki gelişimin en önemli halkalarından birini oluşturmuştur. Sağlıkta Dönüşüm Programı; sağlık ve sosyal güvenlik kurumlarının tek çatı altında toplanması, aile hekimliği ve genel sağlık sigortası olmak üzere üç temel bileşenden oluşmuştur.

Bu sunumda sizlerle başbakanlığın bir raporu ile özel sektörün konu ile ilgili görüşlerini paylaşacağım

TÜRKİYE CUMHURİYETİ BAŞBAKANLIK

TÜRKİYE SAĞLIK SEKTÖRÜ RAPORU

Sağlıkta Dönüşüm Programına (2003-2013) bağlı olarak, Türkiye’deki sağlık sisteminde uzun bir dönüşüm süreci yaşanmaktadır. Programın amacı sağlık sisteminin kalitesini ve verimliliğini artırmak ve sağlık kuruluşlarına erişimi kolaylaştırmaktır .

Bu bağlamda vatandaş çok kolay ve endişe duymadan özellikle özel hastanelere gidebilmekte ve tercih etmektedir.

Türkiye’ de Sağlık sektörünün anlamak için Türkiye’deki sağlık sigorta sistemini iyi bilmek gerekir.
Şimdi kısaca Türkiye’deki sağlık sigorta sisteminden bahsedeceğim

2006 -2007 yıllarından önce aşağıda bahsedeceğim sistem vardır ve sağlıkta dönüşüm programının bir parçası olan genel sağlık sigortasının uygulanması ile bütün sigorta kuruluşları tek çatı altında toplanarak SGK kurumunun oluşturmuştur. Buda sağlıkta mevcut olan hizmet sunucusu ve hizmet alıcısı arasındaki kargaşayı ortadan kaldırmıştır. Şu an hizmet alıcı olarak devlet adına sadece SGK kurumu vardır.

Türkiye’de Sağlık Sigortasının Tarihçesi

  • Sosyal Sigortalar Kurumu (“SSK”): Bu sigorta programı hemen hemen tüm özel sektör ve kamu sektörü işçileri ile emeklilerini ve bakmakla yükümlü oldukları kişileri kapsamaktadır.
  • Emekli Sandığı : Bu sigorta programı çalışan ve emekli beyaz yakalı kamu sektörü personeli ile bunların bakmakla yükümlü oldukları kişilere (çalışan memurlar Maliye Bakanlığı tarafından ayrıca sigorta edilir) sağlık hizmetleri verir.
  • Bağ-Kur : Bu sigorta programı bağımsız tüccarlar ve serbest çalışanlara sigorta hizmetleri sunar.
  • Yeşil Kart: 1992 yılında yürürlüğe giren 3816 sayılı kanun (Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Yeşil Kart Verilerek Devlet Tarafından Karşılanması Hakkında Kanun) ile uygulamaya koyulan bu sigorta programı, hizmetler ve tedaviler için ödeme yapma gücü olmayan kişilere de sağlık hizmetleri sunulmasını öngörür.

Türkiye’de 1998 yılından beri özel sağlık sigortası yapılmaktadır. 2009 yılı için Türkiye nüfusunun sadece yaklaşık % 2’si özel sağlık sigortasına sahiptir, ancak bu oranın önemli ölçüde artması beklenmektedir..

2006 yılında, SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı adlı üç ana sosyal sigorta sistemi, Sosyal Güvenlik Kurumu adı altında tek bir tüzel kişilik altında birleştirilmiştir. Tüm vatandaşları güvence altına almış olmak amacıyla, Yeşil Kart sağlık sigortasından faydalanan kişiler de yeni sosyal güvenlik kurumuna bağlanmıştır. Sistemin daha etkili ve verimli olmasını sağlamak amacıyla sağlık hizmetlerinde sadece tek bir ödeme kurumu olması öngörülmüştür. Türkiye’nin devam eden sağlık reformlarının bir parçasıdır

2006 yılında yürürlüğe giren genel sağlık sigortası kapsamında ise genel sağlık sigortasının kademeli olarak uygulanması sağlanarak Türkiye’ de sigortasız ve özellikle sağlık anlamında sigortasız kimse kalmasın hedeflenmiştir. Genel sağlık sigortası programının kademeli olarak uygulamaya koyulması, kişi başına düşen yıllık gelirin artması ve sağlık konusundaki genel bilinç düzeyinin yükselmesi, nüfusun artması, ortalama yaşam süresinin ve yaşlı insan nüfusunun sürekli olarak artması gelecekte sağlık harcamalarının artacağına işaret etmektedir.

Bütün bunlardan anlaşılacağı gibi Türkiye’ de özel sağlık sektörünün müşteri sıkıntısı çekmesi mümkün değildir. Yani hazır müşteri ve hazır hizmet alıcısı vardır.

2008-2010 yılları arasında sağlık harcamalarının GSYİH içindeki oranındaki artış sektörün ekonomik krizlerden nispeten daha az etkilendiğini veya krizden güçlenerek çıktığının göstergelerindendir.

2009 yılında yaşanan darboğazın ardından ekonomideki düzelmenin yanı sıra, nüfus artışı, nüfusun yaşlanması ve hastalardan gelen tedavi talepleri sonucunda sağlık harcamalarında artış beklenmektedir.

Hem devlet hastanelerinin, hem de özel hastanelerin sayısı son yıllarda hızla artmaktadır. 2008 yılında toplam hastane ve yatak sayısı sırasıyla 1.350 ve 188.065’tir

 

2010 yılında 817 ABD doları olan Türkiye’deki kişi başına sağlık harcamaları tutarı, gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında, hâlâ çok düşüktür.

Ancak aşağıdaki etkenlerle birlikte Türkiye’deki kişi başına sağlık harcamalarının artması beklenmektedir:

  • Genel sağlık sigortası programının kademeli olarak uygulanmaya başlaması(2012 yılında uygulanacak ve yeşil kart sahipleri de özel hastanelerden hizmet almaya başlayacaktır).
  • Kişi başına yıllık gelir düzeyindeki artış
  • Sağlık konusundaki genel bilincin artması
  • Ortalama yaşam süresinin ve yaşlı nüfusun sürekli olarak artması
  • Sağlık Bakanlığının bu konudaki programı da kişi başı sağlık harcamasının düşük olduğu ve bunun 1300 dolar seviyesine belli bir süreç içersinde çıkarmaktır.

Bununla birlikte, Türkiye nüfusu AB nüfusundan daha hızlı artmaktadır. 2009 yılında 38 milyar ABD doları tutarında gerçekleşen sağlık harcamaları GSYİH içinde % 6,2’lik bir paya sahiptir. Sağlık harcamalarının 2014 yılında 63 milyar ABD dolarına yükseleceği tahmin edilmektedir. Ancak devlet kamu harcamalarını sınırlandırmayı başaramazsa, bu rakamın çok daha fazla artması muhtemeldir

 

Sağlık Sektörünü Güçlü Yapan Argümanlar:

SWOT Analizi

Strengths (Güçlü Noktalar)

  • Düşüş eğilimindeki ölümcül hastalık ve ölüm oranları
  • Artış eğilimindeki nüfus ve iyileşen demografik göstergeler
  • Sağlık konusunda artan genel bilinç düzeyi
  • Nitelikli iş gücünün varlığı
  • Son yıllarda yabancı yatırımlar da dahil olmak üzere, artan sağlık yatırımları
  • Her geçen gün AB ile daha uyumlu hale gelen piyasa düzenlemeleri
  • Hükümetin sağlık sektörünü geliştirme konusundaki taahhüdü

Opportunities (Fırsatlar)

  • Önemli bir büyüme potansiyeli yaratan AB ile uyum ve sektördeki modernizasyon çalışmaları
  • Nüfusun büyüklüğü ve mevcut düşük tüketim oranı göz önünde bulundurulduğunda, önemli büyüme potansiyeli
  • Dünyadaki en hızlı büyüyen pazarlardan biri olması
  • Sağlık hizmetlerine daha fazla kişinin erişmesine olanak sağlayacak merkezi sağlık sigortası/sosyal güvenlik gibi sağlık reformları

Temel itici güçler “main drivers”

  1. Sağlık sektörünün en temel itici gücü toplumun sağlığa olan zorunlu ihtiyacıdır. Bu ihtiyacın yol açtığı arayış diğer hiçbir sektörde bulunmayan bir itici güç olarak ortaya çıkar.
  2. Türkiye’nin genç nüfusu yeni çözüm arayışları için önemli bir faktördür.
  3. Avrupa Birliği uyum süreci sağlık hizmetleri alanındaki sorunların çözümünde bir itici güç olabilir.
  4.  
  5. SEKTÖREL PANORAMA

Türkiye'de özel sağlık sektörü 2005 yılından sonra hızlı bir büyüme kaydetmiştir. Her geçen yıl, özel kuruluşlar lehine büyüyen sağlık sektöründe, geçen yıl 40'a yakın özel hastane açılmıştır. 2003'te özel hastanelerin sektörde %8 olan payı, 2010 yılında %35'e ulaşmıştır. Son üç yılda 13 birleşme ve satın alma gerçekleşmiştir. Sağlık Bakanlığı'nın yaptığı yeni çalışmalar ve kuruluşların yatırım planları ışığında, tüm bu rakamları artırması beklenmektedir.

Özel kurum ve kuruluşlarda 19 bin 500'ü uzman olan 21 bin doktor ve yaklaşık 200 bin çalışan bulunmaktadır. Özel sağlık kuruluşlarının yılda 84 milyon muayene, 2 milyon ameliyat, 3 milyon yatışla kamu sağlık hizmetinin üzerinden çok önemli bir yükü alıp,

Hastane 3D Görselleri

Kat Planları

İnşaat Çalışmalarından Görüntüler

Site İstatistiği

  • Site Sayacı :59,125
  • Tekil Ziyaret :1,842
  • Başlangıç :06.12.2011
  • Ziyaretler :
    • Bugün :74
    • Bu Hafta :950
    • Bu Ay :2975
    • Bu Yıl :22633